Varis, kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülmektedir. Bunun temel sebepleri arasında hormonal farklılıklar, gebelik süreci ve genetik yatkınlık yer alır. Östrojen ve progesteron hormonları damar duvarlarını etkileyerek kadınlarda varis oluşumuna daha fazla zemin hazırlar.
Gebelik dönemi, kadınlarda varis riskini artıran en önemli faktörlerden biridir. Artan karın içi basınç, kilo artışı ve hormon düzeylerindeki değişiklikler damar duvarlarını zayıflatır. Bu nedenle hamilelik sürecinde bacaklarda varis gelişimi sık görülür.
Kadınlarda yaşam tarzı faktörleri de varis oluşumunda etkilidir. Uzun süre ayakta çalışmak, hareketsiz yaşam tarzı ve aşırı kilo, damar yapısına ek yük bindirerek varis riskini artırır. Bu durum özellikle orta yaş sonrası kadınlarda daha belirgin hale gelir.
Kadınlarda varisin sık görülmesinde genetik faktörler de rol oynar. Ailede varis öyküsü olan kadınlarda risk daha yüksektir. Ayrıca menopoz sonrası hormon değişiklikleri de damar sağlığını olumsuz etkileyerek varis oluşumunu kolaylaştırır.
Varis Neden Kadınlarda Görülür?
Kadınların varise daha yatkın olmasının ardındaki en önemli aktörler, kadınlık hormonları olan östrojen ve progesterondur. Bu iki hormonun vücuttaki seviyeleri, adet döngüsü, hamilelik ve menopoz gibi dönemlerde sürekli dalgalanır ve bu dalgalanmaların toplardamarlar üzerinde doğrudan etkileri vardır:
Östrojen hormonunun damarlar üzerindeki etkileri şunlardır:
- Damar duvarındaki düz kasları gevşetmesi
- Damarların genişlemesine ve esnemesine yol açması
- Damar duvarının yapı taşı olan kolajen liflerinin yapısını zayıflatması
- Kanın pıhtılaşma eğilimini bir miktar artırması
- Progesteron hormonu ise daha da güçlü bir damar genişleticidir ve etkileri şunlardır:
- Toplardamarlarda belirgin bir gevşemeye neden olması
- Damar içindeki kan hacminin artmasına (göllenmeye) yol açması
- Genişleyen damarda kapakçıkların işlevini bozması
Bu hormonal etkiler, kadınların damar duvarlarını yaşam boyu daha hassas ve genişlemeye daha müsait hale getirir. Adet dönemlerinde yaşanan bacak ağrısı ve şişkinlik hissinin temelinde de bu hormonal dalgalanmalar yatar.
Hamilelik Varis Oluşumunu Nasıl Tetikler?
Hamilelik, bir kadının vücudunun yaşayabileceği en büyük değişimlerden biridir ve venöz sistem için adeta bir “stres testi” niteliğindedir. Varis oluşumu için bilinen en güçlü risk faktörüdür. Hamilelik sırasında varis riskini artıran iki ana mekanizma aynı anda devreye girer.
Bunlardan ilki, vücudu doğuma hazırlayan ve normalin kat kat üzerine çıkan hormonal değişimlerdir.
- Aşırı salgılanan progesteron hormonu
- Yüksek seviyelerdeki östrojen hormonu
Bu hormonlar, damar duvarlarını maksimum düzeyde gevşeterek onları savunmasız bırakır. İkinci mekanizma ise vücutta yaşanan fiziksel ve mekanik değişimlerdir.
- Vücuttaki toplam kan hacminin yaklaşık %50 artması
- Büyüyen rahmin karın içindeki ana toplardamarlara baskı yapması
- Bacaklardan kalbe kan dönüşünün mekanik olarak zorlaşması
- Bacak damarlarının içindeki basıncın ciddi şekilde yükselmesi
Bu iki etken birleştiğinde, genetik yatkınlığı olan bir kadında varislerin ortaya çıkması veya mevcut olanların hızla kötüleşmesi neredeyse kaçınılmaz hale gelir. Her hamilelik, damarlar üzerinde kalıcı bir miktar hasar bırakabilir ve risk katlanarak artar.
Genç Yaşta Varis Neden Olur ve Belirtileri Nelerdir?
Genç yaşta varis neden olur sorusunun arkasında genellikle güçlü bir ailesel yatkınlık yatar. Ailede varis öyküsü varsa, genç bireylerde de görülme riski artar. Bu genetik mirasa ek olarak ergenlikle başlayan hormonal değişimler, doğum kontrol hapı kullanımı, kilo fazlalığı ve özellikle uzun süre ayakta kalmayı veya oturmayı gerektiren meslekler bu süreci hızlandırabilir.
Dış varis belirtileri genellikle kolayca fark edilir ve sadece kozmetik bir sorun olmanın ötesinde, altta yatan bir dolaşım probleminin işaretleridir. En sık görülen belirtiler şunlardır:
- Ciltten kabarık, mavi-mor renkli ve kıvrımlı damarlar
- Örümcek ağına benzeyen ince kırmızı-mor kılcal varis kümeleri
- Özellikle akşama doğru artan bacak ağrısı
- Bacaklarda hissedilen ağırlık ve dolgunluk hissi
- Ayak bileklerinde ve bacaklarda görülen şişlik (ödem)
- Geceleri uykudan uyandıran bacak krampları
- Varisli damarların üzerinde kaşıntı
- Ciltte yanma veya sızlama hissi
Varis Ne Zaman Tedavi Edilmeli?
Peki, varis ne zaman tedavi edilmeli? Bu sorunun cevabı, şikayetlerinizin hayat kalitenizi ne kadar etkilediğine bağlıdır. Eğer varisleriniz size hiçbir rahatsızlık vermiyorsa ve sadece görüntüden şikayetçiyseniz, tedavi acil değildir. Ancak bazı durumlar tedaviyi tıbbi bir zorunluluk haline getirir.
Tedaviyi ertelememeniz gereken durumlar şunlardır:
- Ağrı, kramp ve şişlik gibi şikayetlerin günlük aktivitelerinizi kısıtlaması
- Ayak bileğinizde cildin renginin kahverengiye dönmeye başlaması
- Ciltte sertleşme, kuruluk ve egzama benzeri yaraların ortaya çıkması
- Varisli damar içinde pıhtı oluşup o bölgenin sert, kırmızı ve ağrılı hale gelmesi (yüzeyel tromboflebit)
- Ayak bileği çevresinde zor iyileşen veya hiç iyileşmeyen yaraların (venöz ülser) açılması
- Nadiren de olsa, varisli bir damarın hafif bir travma ile kanaması
Bu belirtilerden herhangi biri varsa, bir Girişimsel Radyoloji uzmanına başvurarak değerlendirme yapılması önemlidir.
Varis Tedavisi Nasıl Yapılır?
Neyse ki varis tedavisi alanında teknoloji son yıllarda baş döndürücü bir hızla ilerledi. Eskiden uygulanan, hastanede yatış gerektiren ve iyileşme süreci ağrılı olan klasik cerrahi ameliyatlar, yerini artık “minimal invaziv” olarak adlandırılan, konforlu ve etkili yöntemlere bıraktı. Varis kapalı ameliyat olarak da bilinen bu modern tedaviler, Girişimsel Radyoloji uzmanları tarafından, genellikle klinik ortamında, lokal anestezi ile yapılır ve hastalar aynı gün yürüyerek evlerine dönebilirler.
Tedavinin ilk ve en önemli adımı, ayakta yapılan Renkli Doppler Ultrason ile hastalığın haritasını çıkarmaktır. Bu harita, hangi damarın ne kadar bozuk olduğunu gösterir ve tedavi planı tamamen bu bulgulara göre kişiye özel olarak çizilir. Güncel tedavi yöntemleri, sorunun kaynağı olan “kaçak yapan” ana damarı içeriden kapatma prensibine dayanır.
- Endovenöz Termal Ablasyon (Lazer – EVLA / Radyofrekans – RFA): Bunlar en yaygın kullanılan ve başarı oranları çok yüksek olan yöntemlerdir. Hastalıklı damarın içine ultrason rehberliğinde iğne deliğinden incecik bir kateter yerleştirilir. Bu kateter aracılığıyla damar duvarına lazer veya radyofrekans enerjisi verilerek kontrollü bir ısı oluşturulur. Bu ısı, damarın büzüşerek kapanmasını sağlar. Vücut, bu kapanan damarı zamanla kendi kendine yok eder. İşlem damar çevresine enjekte edilen bir miktar lokal anestezik sayesinde tamamen ağrısızdır.
- Yapıştırıcı (Zamk) ile Tedavi (Siyanoakrilat Ablasyon): En yeni ve konforlu yöntemlerden biridir. Aynı şekilde damar içine bir kateterle girilir ve bu kez damarı kapatmak için tıbbi bir yapıştırıcı kullanılır. Bu yapıştırıcı, kanla temas ettiği anda damarı içeriden mühürler. En büyük avantajı, işlem sonrası ağrının neredeyse hiç olmaması ve hastaların genellikle varis çorabı giymesine gerek kalmamasıdır.
- Köpük Skleroterapisi: Bu yöntemde varisleri kapatmak için kullanılan özel bir ilaç, hava ile karıştırılarak köpük haline getirilir. Bu köpük, ultrason rehberliğinde doğrudan varisli damarların içine enjekte edilir. Köpük, ilacın sıvı halinden daha etkilidir çünkü kanı iterek damar duvarıyla tam temas sağlar. Genellikle ana damar kapatıldıktan sonra geriye kalan yan dalları ve ciltteki kabarık varisleri temizlemek için kullanılır.
Varis Neden Olur Nasıl Geçer?
“Varis neden olur nasıl geçer” sorusunun cevabı, iki aşamalı bir yaklaşımda gizlidir: Yaşam tarzı değişiklikleri ve modern tıbbi tedaviler. Peki, sıkça sorulan “zayıflayınca varis geçer mi” sorusunun yanıtı nedir? Kilo vermek, bacak damarları üzerindeki yükü azalttığı için ağrı, şişlik gibi şikayetlerin hafiflemesine kesinlikle yardımcı olur. Ancak bu bir tedavi değildir. Çünkü varis oluştuğunda damar duvarında meydana gelen yapısal bozulma kalıcıdır ve kilo vermek bu bozulmayı geri döndürmez. Kilo kontrolü, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak ve semptomları hafifletmek için harika bir destekleyici yöntemdir, fakat kalıcı çözüm için mutlaka tıbbi tedavi gerekir.
Varis şikayetlerini azaltmak ve yeni varis oluşumunu yavaşlatmak için alabileceğiniz bazı önlemler vardır:
- İdeal kilonuzu koruyun.
- Düzenli olarak yürüyüş, yüzme veya bisiklet gibi bacak kaslarını çalıştıran egzersizler yapın.
- Uzun süre sabit ayakta durmaktan veya oturmaktan kaçının.
- Otururken bacak bacak üstüne atmamaya özen gösterin.
- Gün içinde fırsat buldukça bacaklarınızı kalp seviyesinden yukarıda tutarak dinlendirin.
- Doktorunuzun önereceği basınçtaki varis çoraplarını düzenli olarak kullanın.

Prof. Dr. Uğur Özkan, 1975 yılında Adana’da doğmuş ve 1998 yılında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuştur. Aynı üniversitede Radyoloji Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladıktan sonra, 2004 yılında Başkent Üniversitesi Adana Hastanesi Girişimsel Radyoloji Bölümü’nde görev almıştır. 2010 yılında doçent, 2022 yılında profesör unvanını alan Dr. Özkan, Ocak 2025 itibarıyla Özel Medline Adana Hastanesi’nde hastalarına hizmet vermektedir.
Prof. Dr. Özkan, girişimsel radyoloji alanında geniş klinik deneyime sahip olup, damar hastalıklarının tanı ve tedavisi, varis ve venöz yetmezlik, arteriyel tıkanıklıklar, venöz trombozlar ve tümörlerin ameliyatsız tedavileri (TARE, TAKE, RFA, MWA, kriyoablasyon) konularında uzmanlaşmıştır. Modern görüntüleme teknikleriyle hastalarına minimal invaziv, güvenli ve etkili çözümler sunmaktadır.
